Tobias camdaki bu bakışla oynamayı seviyordu; zira hem kendini görüyordu (ama sadece birazcık, sadece solgun bir karaltı halinde) hem de başka birini gördüğünü düşünebiliyordu. Başka bir adamı, kendinden daha ilginç bir yabancıyı, belki pardösülü, şapkalı bir yolcuyu, tanışmaktan memnunluk duyacağım birini. (Sayfa 8)

… hayatına nasıl yön vereceğini bilmezken, kız lastik çizmeleriyle orada öylece oturuyor. Bir kanıt gibi. O sırada kız gülüyor muydu yoksa sadece bacaklarını mı sallıyordu, orasını hatırlamıyordu Tobias. Ama kız öylece oturup ona baktığında (onu görmediğini biliyordu tabii), hayatın gidişatı belli olmuştu. İyi yönde. Hayatın devam edeceği aniden belli olmuştu. Nedensiz yere. Ya kızın orada oturup bacaklarını sallaması gibi sağlam bir nedenle. (Sayfa 9)

Bu baba kesinlikle uyuyakalmayacaktı ama çocuğun verdiği bu anı kendini ayırmıştı. (Sayfa 10)

Tobias Winter teklifi hemen kabul etmişti. Tesadüflere inanmıyordu. (Sayfa 11)

Continue Reading…