Olaylar ya da insanlar, beklediği gibi çıkmadığı zamanlardaki şaşkın görünüşünü de seviyordu. Özellikle, sevilmeyi seviyordu, o da hep üstüne titremişti. Kendisi için var olduğunu öyle sık duyuruyordu ki Marcel gerçekten var ediyordu onu. Hayır, yalnız değildi…

 

“Sabah usuldan usuldan, akşam ağırdan ağırdan,” dedi Marcel gülerek.

 

Konuşuyordu, ama hiçbir ses çıkmıyordu ağzından. Konuşuyordu, ama kendisi bile zor işitiyordu.

 

Aşk, kindar da olsa, böyle asık suratlı olmazdı. Ama hangisiydi ki onun yüzü? Karanlıkta, birbirlerini görmeden, el yordamıyla sevişirlerdi. Karanlıkların aşkından başka bir aşk yok mudur, gün ortasında haykıracak bir aşk? Bilmiyordu, ama Marcel’in kendisine gereksinimi olduğunu, kendisinin de bu gereksinime gereksinimi bulunduğunu biliyordu, …

Continue Reading…